Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özel'e 'Cunta' yanıtı: Darbeciliğin kitabını CHP yazdı

Apr 1, 2026 - 21:09
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Özel'e 'Cunta' yanıtı: Darbeciliğin kitabını CHP yazdı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin konuştu. Kürsüye Türk Bayraklı atkıyla çıkan Erdoğan, konuşmasına milli takımımızı tebrik ederek başladı. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'i "Cuntacılık" üzerinden sert sözlerle eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kimse kusura bakmasın Türkiye'nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik CHP'nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek CHP'nin milli sporudur" dedi. 

"BİZİM ÇOCUKLARI TEBRİK EDİYORUM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şu şekilde;

"2026 Dünya Kupası play-off finalinde Kosova’yı mağlup ederek Dünya Kupası finallerine katılmaya hak kazanan A Millî Futbol Takımımızı, Bizim Çocuklar’ı gönülden tebrik ediyorum. 

Ay yıldızlı bayrağımızı 24 yılın ardından futbolun bu en büyük sahnesinde dalgalandıracak olan Millî Takımımıza önce Avustralya, Paraguay ve ABD’ye karşı oynayacağımız grup maçlarında, daha sonra inşallah finale kadar gideceğimizi ümit ettiğimiz mücadelelerde başarılar diliyorum.

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz bilhassa bölgemizin içinden geçtiği sancılı atmosferde üslubumuza çok özen gösteriyoruz. Kelimelerimizi tartarak konuşuyor, kırıcı olmamaya özellikle gayret ediyoruz. Sağduyuyu, serinkanlılığı, sükûneti elden bırakmıyoruz. 86 milyonun hükümeti olduğumuzu, 86 milyonun her bir ferdinin kutsal emanetini taşıdığımızı, vatandaşlarımızın tamamının gözünün üzerimizde olduğunu bir an olsun aklımızdan çıkarmıyoruz.

"ANA MUHALEFET EDEP SINIRLARINI AŞIYOR"

Dikkat ederseniz Ramazan-ı Şerif boyunca ana muhalefetin şahsımıza ve partimize yönelen, çoğu zaman edep ve siyasi nezaket sınırlarını fazlasıyla aşan saldırgan söylemleri karşısında itidalimizi koruduk ve kimi zaman duymazdan geldik. Kimi zaman genel başkanın acemiliğine verdik. Kimi zaman belki kendilerine çekidüzen verirler, akıllarını başlarına alırlar, hatalarını anlayıp doğru yolu bulurlar umuduyla hareket ettik. Mecbur kalmadıkça, iş çığırından çıkmadıkça, milletimizin hak ve hukukuna yönelik bir taciz olmadıkça sataşmalarına cevap vermedik. Etrafımız ateş çemberine dönmüşken, sınırlarımızın hemen ötesinde füzeler ve dronlar havada uçuşuyorken, konsantrasyonumuzu bozacak, bizi meşgul edecek her türlü siyasi tartışmadan uzak durduk.Herkes bilsin ki sükûtumuz atılan iftiraları, yapılan edepsizlikleri sineye çektiğimizden değildi. Tam aksine edebimizdendi, vakarımızdandı. Ne demiş büyükler? Nadan ile sohbet zordur bilene. Çünkü nadan ne gelirse söyler diline. İşte biz de nadan ile muhatap olmak, vaktimizi ve nefesimizi israf etmek yerine sadece işimize odaklandık, milletimize hizmet etmeye odaklandık.

"TÜRKİYE 5G İLE TANIŞTI"

AK Partili kadrolar halka hizmetten usanmıyor. Aşkla koşan yorulmaz şiarıyla milletimiz için koşmaya, koşturmaya devam ediyoruz. Muhalefetin köpürttüğü sanal gündemlerin kuyruğuna takılmadan Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Biliyorsunuz dün iletişim ve haberleşme alanında ülkemizde yepyeni bir dönemi başlattık. Türkiye bugünden itibaren 5. nesil mobil haberleşme hizmetleri, kısa adıyla 5G teknolojisi ile fiilen tanışmış oldu. Ülkemizin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğimizi yükseltecek, dijital bağımsızlığımızı perçinleyecek 5G teknolojisini ülkemize kazandırmanın bahtiyarlığını yaşadık. Şimdiye dek kullanılan 4.5G teknolojisinden 10 kat daha hızlı veri aktarımı sağlayan 5G, inşallah ülkemizi dijital dönüşümün merkezine taşıyacak. Devrim niteliğindeki bu önemli teknolojiyi Türkiye’de aşamalı bir stratejiyle yaygınlaştıracağız. İlk etapta kullanıcı talebinin yüksek olduğu yoğun trafik bölgelerinden başlayarak bu teknolojiyi ülkemizin her köşesine ulaştıracağız.

"BU MİLLETİN GÖZÜNÜ BOYAYAMAZSINIZ"

Bir defa hepimiz şunu farkında olmalıyız. Türk milleti irfan sahibi, basiret ve feraset sahibi bir millettir. Bu milletin gözünü boyayamazsınız. Milletimize hokkabazlığı siyaset diye yutturamazsınız. Kandıramazsınız... Bu aziz millet, eğriyi doğrudan, samimiyi kolpacıdan, yalancıyı dürüstten, ahlaklıyı ahlaksızdan ayırmayı çok iyi bilir. Milletimiz, AK Parti ve Cumhur İttifakı ile ana muhalefet partisi CHP arasındaki seviye, üslup, kalite, duruş ve vizyon farkını çok iyi görmektedir.

CHP'nin Ramazan'da bile ara vermediği saldırgan söylemlerini vatandaşımız elbette takip etmekte, hak ettiği notu vermektedir. Unutmasınlar ki bizi ve partimizi değil sadece kendilerini küçük düşürürler. Biz bu oyuna hiçbir zaman alet olmadık, olmayacağız. Bilhassa içinden geçtiğimiz hassas dönemde öfkenin, nefretin, çatışma ve kavga dilinin siyaseti zehirlemesine göz yummayacağız. Fakat gerektiğinde haddini bildirmenin, kırk yama kaftan giydirmekten daha üstün olduğunu da çok iyi bileceğiz.

"CUNTACILIĞIN KİTABINI CHP YAZDI"

Bu ülkenin cumhurbaşkanına, bu ülkenin iktidar partisine çok seviyesiz şekilde dil uzatmak, çok çirkin ifadelerle hakaret etmek, ana muhalefetin başındaki zat dâhil kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Çünkü bu ülkede darbeciliğin ve cuntacılığın kitabını CHP yazmıştır. Türk siyasi tarihini açıp bakın, orada darbecilerle kol kola yürüyen CHP’yi görürsünüz. Orada puslu havalarda darbecilere mihmandarlık yapan CHP ile karşılaşırsınız. Orada üniversite öğrencilerinin kıyma makinelerinden geçirildiği yalanıyla darbeye ortam hazırlayan CHP’yi bulursunuz.

Ülkemizde darbe geleneğini başlatan 27 Mayıs’ın baş aktörü CHP’yi görürsünüz. 12 Mart muhtırasının arkasında CHP’nin silüeti vardır. 12 Eylül darbecilerinin ilham kaynağı aynı şekilde CHP ideolojisidir. 28 Şubat’ın müsebbibi en az devrin vesayetçileri kadar CHP zihniyetidir. 3 Kasım 2002’den beri Türkiye demokrasisini hedef alan provokasyonların tamamında CHP’nin parmak izi vardır. 27 Nisan bildirisi öncesinde toplumu ve siyaseti geren CHP’dir. Gezi olaylarında sokak darbesine yeltenenlerin sırtını sıvazlayan CHP’dir. 17-25 Aralık darbe teşebbüsünde darbecilere çanak tutan CHP’dir. 15 Temmuz ihanetine kontrollü darbe iftirası atarak darbecileri aklamaya çalışan yine CHP’dir. Kimse kusura bakmasın ama Türkiye’nin siyasi terimler sözlüğünde darbeci ve cuntacı sıfatının karşısında CHP yazar. Darbecilik CHP’nin karakteridir, ruhudur, kimliğidir. Darbeye ve darbecilere destek vermek CHP’nin, unutmayın, milli sporudur.

"CHP’NİN GENLERİNE İŞLEMİŞ DARBECİ ZİHNİYETİ DEĞİŞMEZ"

Evet, işte CHP budur. CHP zihniyeti budur. CHP’nin demokrasiye, CHP’nin milli iradeye, gençlerimize bakışı budur. Kardeşlerim, bunların nazarında gençler kimi zaman darbelere ortam hazırlamak, kimi zaman yolsuzlukları aklamak için kullanılıp atılacak bir sarf malzemesidir. Tekrar söylüyorum. CHP bu ülkede darbeciliğin vücut bulmuş, somutlaşmış, tecessüm etmiş hâlidir. Nasıl tenekeyi sarıya boyamakla altına dönüşmezse CHP’nin genlerine işlemiş darbeci zihniyeti de değişmez. Eğer değişirse geriye CHP diye bir yapı kalmaz.  

"BELEDİYE KAYNAKLARI CHP’Lİ BAŞKANLARIN HANI DEĞİLDİR"

Burada CHP’nin başındaki zata sadece şu hatırlatmayı yapmak istiyorum. Kabahat samurdan kürk olsa kimse üstüne almazmış. Bunu anlıyoruz. Siz de bugüne kadar yoldan geçen vatandaştan, havada uçan kuşa kadar ilgili ilgisiz herkese suç attınız, kabahat buldunuz, günah keçisi ilan ettiniz. Ama bir gün olsun “Hırsızın hiç mi suçu yok?” sorusunu sormadınız. Özellikle biz dik durduk. Yolsuzluğu ihbar edenlerle, rüşvet verdim diyenlerle uğraştığınız kadar rüşveti alanlarla, yolsuzluk yapanlarla, esnafı haraca bağlayanlarla, belediyeleri arpalığa çeviren karakter fukaralarıyla uğraşmadınız. Kusura bakmayın. Fakat bu ülke CHP’nin hanı yağması değildir. Belediye kaynakları CHP’li başkanların hanı değildir. Dolayısıyla hiç kimse size “Yiyin efendiler yiyin. Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.” demez, diyemez, demeyecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nde kimsenin suç işleme, yolsuzluk yapma, milletin emanetine ihanet etme ayrıcalığı yoktur. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu günler eski Türkiye’de kalmıştır. Çalanın, çırpanın, soyanın yanına kâr kaldığı günler artık geride kalmıştır. Daha önce defalarca söyledim, bugün tekrar ifade ediyorum. Biz bu sürecin tarafı değiliz. Sadece milletimiz adına hakkın yerini bulmasının takipçisiyiz. Bunun da hukukun temel ilkeleri çerçevesinde yapılmasını arzu ediyor, adil ve tarafsız bir yargılamayla gerçeklerin ortaya çıkarılmasını, suçu sübut bulanlardan hukuk önünde hesap sorulmasını, adaletin tecellisi ile birlikte Türkiye’nin safralarından kurtulmasını istiyoruz.

"SAVAŞ, TEHDİT VE TEHLİKE DÜZEYİNİ ARTIRARAK DEVAM EDİYOR"

Aziz milletim, değerli milletvekilleri, bölgemizde 28 Şubat’ta başlayan ve bir ayını dolduran savaş, tehdit ve tehlike düzeyini artırarak devam ediyor. Önceliğimiz ülkemizin bu fırtınalı dönemi kazasız belasız atlatmasıdır. Türkiye’yi bu yangının uzağında tutmakta kararlıyız. Hükümet olarak muhalefetin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeden, temkinli, itidalli, dengeli ve rasyonel bir zeminde bu süreci yönetiyoruz. İçişleri Bakanımız, İslamabad’da düzenlenen Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan dışişleri bakanlarının bir araya geldiği dörtlü toplantıya iştirak etti. Toplantıda endişelerimizi ve savaşı durdurmak için atılabilecek müşterek adımları dile getirdik.