Suriye Demokratik Güçleri ile Şam arasında varılan anlaşma kapsamında Suriyeli olmayan 100 Kürt’ün PKK’nin Kandil’deki üssüne dönüşü

Feb 11, 2026 - 12:49
Suriye Demokratik Güçleri ile Şam arasında varılan anlaşma kapsamında Suriyeli olmayan 100 Kürt’ün PKK’nin Kandil’deki üssüne dönüşü
Başkan Neçirvan Barzani ve Mazlum Abdi

Planın ayrıntılarına vakıf üç kaynak, Al-Monitor’a yaptıkları açıklamada, yasaklı örgüt olarak sınıflandırılan PKK’ye mensup en az 100 Suriyeli olmayan silahlı unsurun Suriye’den Irak Kürdistan Bölgesi’ne geçtiğini ve Irak-İran sınırındaki Kandil Dağları’nda bulunan örgütün ana karargâhına yöneldiğini bildirdi. Kaynaklar, söz konusu transferin Irak Kürdistan Bölgesi yetkililerinin kolaylaştırmasıyla gerçekleştiğini ve bunun 30 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara başkanlığındaki Suriye geçiş hükümeti ile SDG arasında ABD arabuluculuğunda varılan entegrasyon anlaşması çerçevesinde yapıldığını ifade etti.

Söz konusu anlaşma, 18 Ocak’ta imzalanan önceki bir mutabakatın revize edilmiş hâli olup SDG’nin şartlarını değiştirdi ve taraflar arasında haftalarca süren, onlarca kişinin hayatını kaybettiği çatışmalara son verdi. Bu süreçte Kürt güçlerin öncülük ettiği oluşum, kuzeydoğu Suriye’de kontrol ettiği bölgelerin yüzde 80’inden fazlasını kaybetti. Revize edilen anlaşmaya göre SDG, dört tugayı muhafaza edecek; ancak bu birlikler Suriye Ulusal Ordusu Genel Komutanlığı’na bağlı olacak. Bu düzenleme, Kürtlerin güvenlik kaygılarını yatıştırmayı amaçlayan temel bir talep olarak öne çıkıyor.

Türkiye, PKK ile bağlantıları nedeniyle SDG’nin herhangi bir biçimde varlığını sürdürmesine sert şekilde karşı çıkmıştı. PKK, Türkiye içinde özerklik talebiyle Türk ordusuna karşı çatışmalar yürütmüş; ancak geçen yaz örgüt lideri Abdullah Öcalan’ın talimatı doğrultusunda kendini feshettiğini ve kırk yıl süren silahlı mücadelesine son verdiğini açıklamıştı.

Kaynaklara göre Suriyeli olmayan PKK unsurlarının Irak Kürdistan Bölgesi’ne nakli, 22 Ocak’ta Irak Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile SDG Komutanı Mazlum Kobani arasında gerçekleşen görüşmenin ardından geldi. Perde arkasında taraflar arasında yakınlaşmada önemli rol oynayan Başkan Neçirvan Barzani’nin, bu adımın güven inşası için temel bir önlem olduğunu Kobani’ye ilettiği ve Kobani’nin bunu kabul ettiği belirtildi. Kaynaklardan biri, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın Kobani’nin onayından “büyük memnuniyet” duyduklarını, bunun da Ankara’nın SDG’ye bağlı dört tugayın oluşturulmasına yönelik tutumunun yumuşamasına katkı sağlamış olabileceğini aktardı.

PKK’nin Suriyeli olmayan mensuplarının kesin sayısı bilinmemekle birlikte, transfer sürecinin devam ettiği ifade ediliyor. Kobani ve kuzeydoğu Suriye’yi yöneten bazı Suriyeli Kürt liderlerin, 2011’de çatışmaların başlamasıyla Kürt savunma güçlerini organize etmek ve sivil Kürt nüfusu korumak üzere Suriye’ye dönmeden önce PKK içinde etkili görevlerde bulundukları biliniyor.

Kuzeydoğu Suriye’deki Kürt yönetimin fiili dışişleri bakanı olarak tanımlanan İlham Ahmed’in, Ankara’nın 2024 baharında Türkiye Kürtleriyle kalıcı bir anlaşma arayışına girmesinden bu yana Türk istihbarat yetkilileriyle görüşmeler yaptığı bildirildi. Bu süreç, ilk kez Abdullah Öcalan’la doğrudan temasları da içeriyordu. Öcalan’ın nüfuzunu yalnızca PKK’nin tasfiyesi için değil, aynı zamanda SDG’nin de benzer bir yola girmesi için kullanmasının beklendiği; ancak bunun en azından kamuoyu önünde gerçekleşmediği kaydedildi.

18 Ocak anlaşmasının yürürlükte kalması durumunda SDG’nin fiilen Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Ankara’nın tüm taleplerini kabul etmiş olacağı belirtiliyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın 28 Ocak’ta eş-Şara ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ayrı telefon görüşmeleri, Ankara ve Şam’ın anlaşmayı yumuşatmasında başlıca rol oynadı. Başkan Neçirvan Barzani’nin Kobani’ye revize edilmiş anlaşmayı kabul etmesi yönündeki çağrıları ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın benzer baskıları, 30 Ocak anlaşmasının imzalanmasına katkı sağladı.

Ankara ile SDG arasında ortaya çıkan yakınlaşma, Suudi Arabistan’ın Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile derinleşen ittifakını dengeleyecek şekilde, Suriye Kürtleri ile Türkiye arasında gelecekte bir iş birliğinin önünü açabilir. Sürecin planlandığı gibi ilerlemesi hâlinde, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında sağlanacak barış; Türkiye, Suriye ve Irak’taki Kürtleri kapsayan ve Türkiye öncülüğünde genişleyen bir nüfuz alanının temelini oluşturabilir. Bunun da tüm taraflar için ekonomik ve stratejik kazanımlar doğurabileceği ifade ediliyor.

Türkiye, kuzeydoğu Suriye’de Kürt güçlerin öncülük ettiği yapıyı zayıflatmayı hedefleyen üç askerî operasyon gerçekleştirmişti. Aralık 2024’te eski Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad rejiminin çökmesi ise yeni bir güç dengesi yaratarak Kürtleri zayıflattı ve Irak Kürdistan Bölgesi ile Bağdat arasındaki ilişkiye benzer federal bir model umutlarını boşa çıkardı.

Buna karşılık, sınır ötesi Kürt birliğinde gözle görülür bir artış yaşanıyor. Kürt siyasi hareketinin en önde gelen tarihî figürlerinden ve Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani, bu birliğin kamusal yüzü olarak öne çıktı. Ahmed eş-Şara ile yaptığı çeşitli telefon görüşmelerinde Suriye Kürtlerini savunurken, Mazlum Kobani ile ilişkilerini de güçlendirdi. İki taraf 6 Şubat’ta Erbil’de yeniden bir araya geldi; Kobani burada ayrıca Başkan Neçirvan Barzani ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile de görüştü.

Kaynak: Al-Monitor
Çeviri: El-Hiwar sitesi – Türkçe bölümü