Kusur Ararken Sevgiyi Kaybetmeyelim
Funda Yılmaz
Venüs’ün Başak burcunda Güney Ay Düğümü ile kavuşması ise sevgiyi detayların arasına sokar. Kimin ne yaptığı, neyi ihmal ettiği ya da daha çok emek verdiği görünür hale gelir. Küçük sandığımız şeyler büyür. Bir mesajın tonu, sözün eksikliği, randevunun unutulması, teşekkürün gelmemesi kalpte yer eder. Çünkü Başak sevgiyi büyük cümlelerle değil, günlük özenle ölçer.
Fakat burada ince bir çizgi var. Özen ararken kusur avcılığına geçersek, sevginin sıcaklığını kaybedebiliriz. Her şeyi düzeltmeye çalışmak, ilişkiyi iyileştirmek gibi görünür ama bazen karşı tarafı sürekli sınavda hissettirir. “Bunu neden böyle yaptın, neden eksik söyledin, neden düşünmedin?” soruları çoğaldığında, sevgi kendini savunmaya çekilir. Oysa bazı ilişkiler kusursuz olduğu için değil, birbirine iyi davranmayı seçtiği için ayakta kalır.
Bu dönem bize şunu gösterir. Sevgi hizmet etmek değildir. Sürekli toparlayan, anlayan, idare eden, eksikleri kapatan taraf olmak da sevgi değildir. Bir ilişki tek kişinin emeğiyle yürüyorsa orada denge bozulmuştur. Başak’taki Güney Ay Düğümü, eskiden işe yarayan ama artık yoran kalıpları görünür kılar. “Ben hallederim” dediğimiz yerlerde aslında kendimizi ne kadar tükettiğimizi fark ederiz.
Eski ilişkiler, eski kırgınlıklar, kapanmamış konuşmalar yeniden zihne gelebilir. Bu her zaman geri dönüş anlamına gelmez. Bazen geçmiş, sadece dersiyle gelir. Birini özlediğimizi sanırız ama aslında o dönemdeki halimizi, umutlarımızı ya da tamamlanmamış bir cevabı özlüyoruzdur. Bu yüzden eski defter açılıyorsa, önce kendimize şunu sormak gerekir. Bu gerçekten sevgi mi, yoksa alıştığım bir eksikliği yeniden düzeltme çabası mı?
Bireysel tarafta beden de bu sürece dahil olur. Yorgunluk, düzen ihtiyacı, çalışma temposu, beslenme, uyku, bakım ve sağlık konuları daha fazla önem kazanır. Çünkü Venüs Başak’ta bize şunu hatırlatır. Kendine iyi bakmayan biri, ilişkilerde de sürekli eksilen yerden verir. Önce hayatın küçük düzeni toparlanır. Fazla yükler ayıklanır. Gereksiz harcamalar, açıklamalar, fedakarlıklar masaya yatırılır.
Global tarafta ise kadınlar, çalışanlar, sağlık sektörü, bakım emeği, gıda, üretim, hijyen, hizmet sektörü ve diplomasi başlıkları daha görünür hale gelir. Düzenli sanılan sistemlerdeki aksaklıklar ortaya çıkabilir. Bir kurumda, sektörde ya da ilişkiler ağında görünmeyen emek konuşulmaya başlar. Kim çalışıyor, takdir görüyor, yük taşıyor, kim sadece vitrinde duruyor soruları önem kazanır.
Bu gökyüzü bize mükemmel ilişkiyi değil, daha dürüst ilişkiyi anlatıyor. Her şey pürüzsüz olsun diye değil, gerçek olan ayakta kalsın diye çalışıyor. Bazen sevgi, hatayı bulmakla değil, hatanın arkasındaki ihtiyacı anlamakla büyür. Bazen de en büyük olgunluk, artık düzeltemeyeceğimiz şeyi zorlamamaktır.
Kusur ararken sevgiyi kaybetmeyelim. Çünkü sevgi, sürekli denetlenen bir alan değil; emek, anlayış ve saygıyla nefes alan bir bağdır. Detayları görelim ama detayların içinde kaybolmayalım. Eksikleri fark edelim ama kalbimizi sadece eksiklere teslim etmeyelim. Bu dönem bize en çok bunu öğretiyor. Sevgi kusursuzluk istemez; sevgi karşılıklı özen ister.